OYUN VE OYUNCAK
OYUNCAĞIN EĞİTSEL ÖNEMİ VE OYUN MALZEMELERİ
Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren, zihinsel,
bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan, hayal gücünü, yaratıcı
yeteneklerini geliştiren tüm oyun malzemeleri oyuncak olarak tanımlanabilir.
Oyuncaklar, çocuğun doğal yeteneklerini geliştiren,
böylelikle de büyük bir eğitimsel işlevi yerine getiren oyun malzemeleridir.
Yine oyuncaklara bireyin toplum ve çevreyle olan
ilişkilerini düzenleyen bir araçlar sistemi gözüyle bakılabilir.
Oyuncaklar çocukların çeşitli renk, boyut ve şekilleri
kavramalarına, sayısal ve yazınsal kavramlardan haberdar olmalarına yardımcı
olur. Gelişimin her kesimini uyarmaları açısından oyuncaklar farklı yaş ve zihin
düzeyindeki tüm çocuklar için gereklidir.
Oyun malzemesine ilişkin çeşitli sınıflandırmalar
yapılmıştır. Bu sınıflandırmalardan birine göre, oyun malzemesi beş ana grupta
ele alınabilir:
Birinci malzeme grubu, çocuğun etrafını saran dış dünyayı
tanıması ve deneyim kazanmasına yardımcı olur. Bunların en önemlileri su, kum,
toprak, çamur ve boyalardır.
İkinci grup malzeme, çocuğun yaratıcı yeteneğini ve kendi
kendini yönetebilme arzusunu uyaran, çamur, boya ve tebeşirlerdir.
Üçüncü grup, çocuğun hayal gücünü uyaran bebek, bebek
elbiseleri ve hayvanlardır.
Dördüncü grup, çocuğun yetişkin becerilerini kazanmasına
yardımcı olan fırça, süpürge, küçük ev eşyası gibi model oyuncaklardır.
Beşinci grup, çocuğun bedensel ve zihinsel yeteneklerinin
gelişimine doğrudan doğruya yardımcı olan jimnastik gereçleriyle, inşa
oyuncaklarıdır.
Oyunların yaş ve cinsiyete göre farklılık gösterdiğini
ileri süren uzmanlar, aynı ayrımı oyuncak içinde kabul ederler.
Başlangıçta çocuk, ses, şekil ve renklere karşı duyarlıdır.
Böylelikle ilk ayların oyuncaklarını, görsel ve işitsel duyulara yönelen
oyuncaklar oluşturur. 0-18 aylık çocukların oyuncakları kırılmayan, yumuşak,
emniyetli ve tercihen yıkanabilir cinsten olmalıdır.
18. aydan itibaren çocuk dünyasında, “keşif” ve “icat”
evreleri önemli bir yer tutar. Bu nedenle çocuklar, farklı boyutlardaki blokları
inşa etmekten ve çevrelerindeki çeşitli oyuncakları birleştirerek şekil
oluşturmaktan büyük haz duyarlar.
Eğitimsel değeri büyük olan oyun malzemelerinden biri de,
“su” dur. Dokunma duyusunun gelişimini sağlayan önemli bir oyun aracı olan su,
aynı zamanda çocuğa büyük bir haz verir. Deneyim ve keşif olanakları sağlayan su
sayesinde utangaç çocuk uyarılır, saldırgan çocuk sakinleşir. Su, ayrıca çocuğun
uzun süre dikkatini bir konu üzerinde toplamasına da yardımcı olur.
Kum ve su 2 yaşından itibaren tüm yaşlar için temel oyun
malzemeleridir.
OYUNCAK SEÇİMİ
Ülkemizde oyuncak seçimi konusunda, üç farklı sosyo-ekonomik ve kültürel
çevreden seçilen 270 çocuk, 240 anne-babayla 52 eczacı ve oyuncakçıdan oluşan
562 deneğe uygulanan 3 ayrı anketle gerçekleştirilen araştırmada elde edilen
bulguları şöyle özetleyebiliriz:
Çocuklar tarafından tercih edilen renkler sırasıyla;
kırmızı, sarı, yeşil ve mavidir.
Oyuncak, en çok 4-6 yaş, yani okul öncesi çocukları için
satın alınmaktadır.
Anne babalar, kız ve erkek çocuklarına cinsiyet farkı
gözetmeksizin oyuncak satın almaktadırlar.
Anne babaya göre oyuncak seçiminde en önemli etken,
oyuncağın yaş ve zihin gücüne uygun olmasıyla ihtiyacına cevap vermesiyken;
oyuncakçıya göre harekettir.
Oyuncak, anne babalara göre gerektiği zaman, oyuncakçılara
göre yılbaşlarında daha çok satın alınmaktadır.
Parasal olanaklar el verdiği takdirde ithal
oyuncaklar tercih edilmektedir.
Anne ve babalar, gerek oyunun, gerekse oyuncağın işlev ve
önemini takdir etmektedirler. Ana babaların büyük bir bölümü, çocuklarıyla oyun
oynamaya zaman ayırmaktadırlar.
Oyuncak seçiminde koşullu ya da dolaylı da olsa çocuğun
etkisi görülmekte, arzusu gerçekleştirilmektedir.
Çocuklarca en çok beğenilen ses, bebek sesidir.
Televizyon programları oyuncak seçimini etkilemektedir.
Çocuklar bir oyuncak almak üzere harçlıklarından para
biriktirmektedirler.
BİLGİSAYAR OYUNLARI
Bilgisayar oyunları, dar bir mekanda sıkışıp kalmasına
neden olan bir bireysel oyundur. Oysa çocuk kolektif oyun oynama dönemine
girmiştir ve bilgisayar oyunları onu arkadaşlarından uzaklaştırmaktadır.
Dikkat, algı, göz, el koordinasyonu ve muhakeme gibi bazı
zihinsel işlevlerin gelişiminde yararları bulunmasına karşın, bilgisayar
oyunları çocuğun gerçek anlamdaki oyun faaliyetini ve sosyal gelişimini olumsuz
etkilemektedir.
OYUN KURAMLARI
En eski kuram, oyunun dinlenme gereksiniminden
kaynaklandığını ve yorgunluğu gideren bir faaliyet olduğunu savunan görüştür.
Sonraları ilk gerçek oyun kuramını ortaya atan, Herbert Spencer, oyunu, fazla
enerjinin harcanması olarak nitelendirmiş, böylelikle gerginliğin azalacağını
savunmuştur. Spencer’e göre sağlıklı çocuklar, zayıflara oranla daha çok oyun
oynamaktadırlar.
Haeckel’a göre çocuğun oyunları eski kuşaklardan kalan faaliyetlerin bir
parçasıdır.
Stanley Hall’in Recapitulation (tekrar) Kuramı’na göre, bir birey yaşamı boyunca
daha önce kendi türünün geçirmiş olduğu gelişme seyrinin aynını geçirecektir.
Oyun, bunun açık bir belirtisidir.
Karl Groos, 20. yüzyılın başında ortaya attığı kuramında, oyunun gerçek yaşama
alışma egzersizi olduğunu belirtir. Oyun, bireyi günlük yaşamında karşılaşacağı
zorluklardan korunmaya hazırlar. Groos, çocuktaki kavga gibi ilkel eğilimlerinin
oyun yoluyla başarabildiğini kabul eder.
Karr’a göre oyun, bedenin gelişimini sağlayan, uyarıcı bir etkendir. Bazı
alışkanlıklar oyun yoluyla yinelenirken edinilir. Karr’a göre oyununun birde
arındırma işlevi vardır. Oyun, bireyde var olan anti-sosyal eğilimlerden onu
arındırır. Zararlı olan bu eğilimler oyun yoluyla kanalize edilir,
yönlendirilir.
Vygotsky, oyunu anlam çıkarma ve öğrenmeye yönlendirme olarak kabul eder. Oyunun
çocukta neleri özgür kıldığını, neleri sınırladığını ortaya koymak istemiştir.
Yine Vygotsky, oyunun haz verici özelliği olduğu kadar, kuralcı yanını da
vurgulamıştır.
Piaget’e göre oyun, egoyu bütünüyle tatmin eden bir eylem türüdür. Dolayısıyla
çocuk, gerçek dünyada, gerçek durum ve nesnelerle baş etmesini öğrendiğinde,
oyun davranışı kendiliğinden ortadan kalkar.
Froebel ve Montessari gibi eğitimciler, oyunun doğal değil, amaçlı bir davranış
olduğu görüşünü savunmuşlardır. Onlara göre çocuk, oyun aracılığıyla işbirliği,
paylaşma ya da yetişkinlere itaat etme davranışlarını geliştirebilmelidir.
KAYNAKLAR
-
Haluk Yavuzer (Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi)
-
Haluk Yavuzer (Çocuğu Tanımak ve Anlamak)
-
Ayşe Turla (Çocuk ve
Yaratıcılık)
Son Güncelleme: 28-Nisan-2006