KARDEŞ İLİŞKİLERİ
Belirtilere dikkat edin, oyuna gelmeyin!
Kimi çocuk kıskançlığını açıkça dile getirirken, kimisi
bunu farklı hareketlerle açığa vurur. Bu üstü örtülü hareketlerin bazılarını
şöyle sıralayabiliriz:
Çocuk, bebeğin bakıma muhtaç halinin ilgi çekiciliğini
görerek bebeklik hareketlerine dönebilir. Örneğin, tuvalet alışkanlığı kazanmış
olmasına rağmen yatağını ıslatması, parmak emme, sütü biberonla içmek istemesi
gibi...
Kimisi aşırı sevgi gösterir. Öyle ki annesini, bebeği
dikkatli tutması konusunda uyarmaya kadar götürür bu sevgi gösterisi. Aslında
çocuk anneyi tamamen uzaklaştırmaktan korktuğu için bu şekilde davranır. Aslında
dikkat edilirse hareketlerindeki gizli kıskançlık fark edilebilir. Örneğin
severken yanağını ağlatacak kadar sıkmak, yanlışlıkla(!) kucağından düşürmek,
gelen hediyelerle bebeğin de oynaması için beşiğini oyuncakla doldurmak gibi...
Paniğe gerek yok
Bu fıtrî bir duygu olduğundan çocuğa baskı yapılmadan,
kınanmadan hislerini yansıtmasına izin verilmelidir. Kardeşini sevmek zorunda
olduğu söylendikçe ters etki yapacaktır. Bu yüzden bırakın sevmesin, bunu da
dışarıya yansıtsın. Size düşen bunu anlayışla karşılamak, ama asla bebeğe zarar
veremeyeceğini kesin bir dille belirtmek ve ikisini de çok sevdiğinizin altını
çizmektir.
Onu çileden çıkarmamak için...
Aileler aslında çoğu durumda farkına varmadan da olsa
kıskançlığı körüklerler. Bunun önüne geçebilmek için;
Çocuğun yanında bebeği gösterişli sevmekten kaçının.
Anne, bebekle ilgilenirken baba da çocukla vakit
geçirebilir. Ayrıca, anne bebeği uyuttuktan sonra çocuğuna biraz zaman
ayırabilir.
Ama işim var diyorsanız; onu da işinizin bir parçası haline
getirin. Toz alacaksanız bir bez de onun eline verin. Evi süpürecekseniz o da
zaten düzgün olan örtüleri düzeltsin. İşinizi bitirince ona sevgi dolu bir
teşekkür edin ve çok güzel olduğunu söyleyerek tebrik edin.
Bebeği görüp kıskanır diye 3-4 yaş çocuğunu kreşe
göndermeye kalkmayın. Bunu evden atılmak olarak yorumlayacaktır.
Bebek biraz büyüyünceye kadar anneannenin yanına
göndermeyin. Bu hem kıskançlığı körükler, hem de çocukta dışlanmışlık hissine
neden olur. Ayrıca bu yaş çocuğunun anne-babadan uzun süre ayrı kalması telafisi
zor psikolojik sorunlara neden olabilir.
Aynı odayı paylaşacaklarsa önceden haberdar edin.
Unutmayın! Atalarımız “Kardeş kardeşin ne olduğunu, ne
öldüğünü ister” diye boş yere demediler. Hepimizin hayatında olduğu gibi, bu
kıskançlık krizleri anlatılıp gülünecek anılara dönüşecektir. Zamanla kıskançlık
azalacak, yerini sevgi alacaktır.
Kardeşler arası ilişkilerin düzenlenmesi ve çatışmaların
kontrol altına alınması, çocuk eğitiminde aileleri son derece zorlayan bir
konudur. Bu önemli konu üzerinde hassasiyetle durulmaz ve çözüme
kavuşturulmazsa, çocuklarda ruhî sıkıntılar doğabildiği gibi, ömür boyu
yaşanacak izler de kalabilir.
Kardeşler arası ilişkiler dendiğinde, doğal olarak akla ilk
gelen konu kardeş kıskançlığıdır. Kıskançlık duygusu, kişinin büyümesiyle ters
orantılı olarak küçülüp yok olmaz. Aksine haset ve çekememezlik olarak, yani
biraz daha genişleyerek ve toplumsal hayatı etkileyerek varlığını sürdürür. Çevremizde gördüğümüz
yaşını-başını almış, ancak hâlâ yakınlarıyla küs ve kırgın olan insanlar
genellikle bu tip insanlardır. Bu insanlardaki kıskançlığın önüne erken yaşlarda
geçilmediği için, büyüyüp şekil değiştirerek topluma zararlı bir hale gelmiştir.
Hiç Kimse Melek Değil
Hiç şüphesiz insan fıtratında iyi ve kötü vasıfların özleri
birlikte yer alır. Yani kıskançlık da insan tabiatında var olan doğal bir
duygudur. Çocuk terbiyesinin temel işlevi ise, bu olumsuz unsurun gelişerek
çocuğa ve çevreye zarar vermesini önlemektir. Bunun yolu da, çocuğa öz disiplin
kazandırıp bu eğilimlerini zararsız alanlara yönlendirmektir.
Kıskançlık duygularını kontrol altına alamamış
kişilerin, toplumsal hayatta çevreleri için büyük bir problem oluşturduğunu
görebiliriz. Sevgi ve paylaşımda bencil, doyumsuz olan kıskanç insanlar
çevrelerine de rahatsızlık verirler. Oysa bu duygular, çocukluğun erken
yıllarında iyi yönlendirilmiş ve kıskançlıkları körüklenmemiş olsaydı, bugün
mutlu olan ve mutlu edebilen sağlıklı bireyler olabilirlerdi.
Birden fazla çocuğun bulunduğu aile ortamında kardeşler
arasında nerede başlayıp nerede bittiği, suçlunun kim, haklının kim olduğu pek
anlaşılamayan, bir çok tartışma ve çatışma cereyan eder. Bu çatışmalarda barışı
sağlama görevi daha çok annelere düşer. Ancak tarafları memnun etmek hemen hemen
imkansızdır. Sonuçta anneler de üçüncü bir taraf olarak kendilerini çatışmanın
içinde buluverirler. Üstelik taraf tutmak veya haksızlık yapmak gibi ithamlarla
da karşılaşır anne. Anne-babalar, hakkaniyet çerçevesinde muamele etmeye özen
gösterseler bile, çocukta kıskanma ve kıskandırma eğilimi var ise, mutlaka sorun
çıkaracak bir bahane bulunabiliyor.
Mesela, iki çocuğunuz var ve gezerken ikisine de birer
dondurma alıyorsunuz. Birisi efendice doğru-düzgün yiyor. Diğeri ise yiyormuş
gibi görünerek bir el çabukluğu ile dondurmasını saklıyor. Kardeşinin dondurması
bittiğinde kendi dondurmasını eline alıyor, onun karşısına geçerek ballandıra
ballandıra yiyor. İşte böyle sık rastlanan olaylarda kardeşlerin farklı
tutumlarda olduklarını görürüz.
KAYNAKLAR
1-www.semerkand.com.tr/sayı30/aile
2-Epsilon Yayınları (OKUL ÖNCESİ ÇOCUK GELİŞİMİ)
Son Güncelleme: 28-Nisan-2006