İLKÖĞRETİME GEÇİŞ
3.Çevresel Faktörler:Toplumsal çevre koşullarının da
çocuğun gelişiminde önemli rolü olduğunu vurgulayan ve özellikle yaşamın ilk
yıllarında içinde yaşadığı aile ve yakın çevrenin sağladığı olanakların çocuğun
duygusal,toplumsal ve zihinsel gelişimindeki rolüne değinen görüşler giderek ön
plana çıkmıştır.
Yeterli bilişsel gelişme çocuğun gerçekleştirebileceği
uygun yaşantıların fazlalığına bağlıdır.
Yeterli bilişsel gelişme çocuğun gerçekleştirebileceği uygun
yaşantıların fazlalığına bağlıdır.
Eğer çocuğun bakacağı çok az şey varsa veya oynayabileceği
hiç oyuncağı yoksa,pek büyük bir olasılıkla çevresini anlatmakta ve kelime
hazinesini genişletmekte çok sınırlı bir gelişme gösterecektir.
4.Duygusal Faktörler:Duygusal faktörlerin insanın tüm yaşam
evrelerinde önemli yeri olduğu kuşkusuzdur.gerçekten de olaylar karşısında bir
yandan aklımızı ve mantığımızla hareket etmeye çalışırken çok kere de
duygularımız bize yön verir.
Çocuk ilk toplumsal ilişkilerini de çevresi ile duygusal
etkileşimine bağlı olarak kurar.Anneden ve öteki insanlardan aldığı etkilere
olumlu veya olumsuz duygusal davranış modelleri ve bunlara uygun kişilik yapısı
geliştirir.
Çocuk güven duygusundan yoksun endişeli ve korku içinde
olunca öğretmenin onun güvenini kazanması ilgisini sınıftaki uğraşlara çekmesi
son derece güç olur.
ÇOCUKLAR İLKÖĞRETİMDEKİ ÖĞRENMELER İÇİN NASIL DAHA İYİ
HAZIRLANABİLİRLER?
Bugün okula ve okumaya hazırlanmanın gerekliliği ve önemi
konusu araştırmacıların ilgi alanı arasında giderek daha fazla yer almaktadır.
İngiliz eğitimci Tansley’e göre bir hazırlık programında
hareket,algı,dil ve düşüncenin gelişiminin amaçlanmasının gerekliliğini ve bu
alanlar ve bunlar arasındaki ilişkilerin her öğrenme düzeyinde önemli olduğunu
vurgular.Bir hazırlık programının kesinlikle yardımcı olması ona yön ve amaç
vermesidir.
Oyun çocuğun özellikle okul öncesinde dış dünyayı tanımak
ve öğrenmek için kullandığı en etkili araçtır.
Hazırlık programı uygulayan bir kurumda en iyi yapılacak
şey;serbest oyunun yanı sıra özellikle okuma hazırlığının kazanılmasında
yardımcı olabilecek resme bakarak anlatma,eşleri veya zıtları bulma
sayıları,renkleri,geometrik şekilleri tanıtma,en kısa yolu bulma türünden
oyunlar ve kitaplara bakma şekilleri boyama vb. uğraşlara da günlük program
içerisinde yer verilmesidir.
Bu konuda devlete,aileye,okul-aile işbirliğine büyük
görevler düşüyor.
1.DEVLET:Okul öncesi kurumları
yaygınlaştırmalıdır.özellikle ülkenin gelişim düzeyi düşük bölgelerden
başlamalıdır.Formasyonu bulunmayan öğretmenlerin atanmaması gerekir.Okul öncesi
eğitimin ilkokullaştırılmaması tam tersine ilköğretimin özellikle birinci
kademesinde okul öncesine ait prensipleriyle eğitim yapılmalıdır.okul öncesi
kurumlarını denetleyen müfettişlerinde kurumun amacı ve ilkelerine uygun tutum
içinde olmalıdır.
2.AİLE:Her şeyden önce çocukta gelişim özelliklerini
tarafsız bir biçimde değerlendirmesi önem taşır.Çocuğu okula erken göndermemek
zeka düzeyleri aileleri yanıltmamalıdır.Okula başlamak için çocukta belirli bir
süre oturabilmek,dikkatini toplayabilmek,arkadaşları ve öğretmeni ile iyi
ilişkiler kurabilmek,verilen görevi sonuna kadar yapabilmek gibi çok yönlü
özelliklerin de bulunması gereklidir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Çocuğu odak noktası alır.Çocuğun çok yönlü gelişimini ve
bunu sağlayacak hedeflerin gerçekleştirilmesini öngörür.
Çocuğa rahatça ve korkmadan güvenle hareket edebileceği
uygun bir ortam hazırlar.
Yapılandırılmış eğitimden çok çocuğun ihtiyaçlarını ve
ilgilerini karşılamaya çalışır.
İLKÖĞRETİM
Düzenli bir programla eğitim- öğretim ile temel vatandaşlık
bilgi ve becerilerini kazandırmaya çalışan aynı zamanda öğrenciyi üst öğretim
aşamasına hazırlayan öğretmen merkezli bir programdır.
Öğretmenler daha kuralcı ve genellikle otoriter bir tutum
izler.
Okul öncesinde somut sürece önem veren yaklaşama
karşılık,ilköğretim programları içeriği gereği öğrencinin dikkatini daha uzun
süre toplamasını gerektiren soyut veya sonuca yönelik beklentiler ağırlık
kazanmaktadır.
KAYNAKLAR
Son Güncelleme: 28-Nisan-2006