BOŞANMIŞ AİLE
BOŞANMANIN
ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Boşanmaların büyük çoğunluğu
genellikle evliliğin ilk Boşanma ile son bulan ailenin çocuğu,
sosyalleştirici doğal bir çevreden yoksun kalmış olur. Boşanmanın çocuğu nicelik
ve nitelik yönünden etkilemesi birçok etmene bağlıdır. Bunlar kişilik
özellikleri, yaşı, cinsiyeti, boşanmaya neden olan ailesel sorunun niteliği ve
onun bu sorunu algılama biçimi, onun boşanma öncesi içinde bulunduğu ve boşanma
sonrası içinde bulunacağı ortam gibi birçok etmen vardır. Kuşkusuz boşanmadan
bir zarar görmeden çıkan çocuklarda vardır. Boşanma bazen çocuk için rahatlatıcı
bile olabilir. Özellikle aile içi huzursuzluk hat safhaya gelmişse ve çocuk
boşanmadan sonra sakin bir ortama kavuşacaksa boşanma çocuk için en iyisi
olacaktır. Boşanma bütün çocukları aynı şekilde olumsuz etkileyecek diye bir
durum söz konusu olmamaktadır. Her boşanma kendine özgü, karmaşık ve çok yönlü
bir olaydır (Akyüz, 1978: 3).
Boşanmanın
olduğu ilk yıl hem çocuk hem de boşanan çiftler için en karışık ve zor yıllardan
biridir. Bazı psikologlar çocuğun boşanma anındaki yaşına bakarak, boşanmanın
onu nasıl etkileyeceği konusunda bazı genellemeler yapmışlardır. Amerika'da
boşanmış olan 48 ailede yapılan araştırmada boşanmanın ilk yılında çocukların
daha huzursuz oldukları, zamanında yemek yemedikleri ve yatağa girmedikleri daha
arsız ve söz dinlemez hale geldikleri görülmüştür (Cüceloğlu, 1996: 382).
Örneğin, süt çocuğunun boşanmadan fazla zarar görmediği savunulmaktadır. Buna
neden olarak ta süt çocuğunun ana-baba arasındaki tartışmaları anlamaması ve
taraf tutmaması ve genellikle çocuğun anaya bırakılması olarak gösterilmektedir.
Bu çağda ve okul öncesi döneme kadar olan sürede bizzat ana, boşanmanın olumsuz
etkisinde kalmış ise çocukta da olumsuz davranışlar gözlenmektedir. Bunlar
korku, inatçılık, uyku bozuklukları, beslenme güçlükleri, yatak ıslatma,
kekemeliktir.
Buna karşın çocuk boşanmadan en çok okul döneminde etkilenmektedir. Çocuk anne
ve babası arasındaki anlaşmazlığı görmeye ve ikisi arasında taraf tutmaya
başlamıştır. Boşanma çocuğun anne veya babasına, bazen her ikisine birden
güvenini yitirmesine neden olabilir. Bu dönemde çocuktaki olumsuz davranışlar,
okul başarısızlığı, yalan söyleme, çalma, cinsel sapıklık vs... Ayrıca çocuklar
çeşitli sorunlarla karşılaştıkça yetersizlik duygusuna kapılabilmektedirler
(Akyüz, 1978: 4).
7-8 yaşlarındaki okul çocuklarının bir kısmı depressif belirtiler
göstermişlerdir. Zihni, devamlı babanın gidişiyle meşgul olan çocuk babasının
dönmesini istemiş ve annenin yeniden evlenmesinden korkmuştur. Çocukların
bazıları, babanın gidişini kendisinin terk edilmesi olarak algılamışlardır.
Erkek çocuklar babalarının kaybı için annelerini suçlamışlardır (Ekşi, 1990:
39).
9-12 yaşlarındaki çocuklarda ayrı anne ve babadan birini problemler için sorumlu
bulmuş ve taraf tutmuşlardır. Her iki ebeveyne veya ikisinden birine şiddetle
kızmışlardır. Bu çocukların okul başarıları düşüş göstermiştir (Ekşi, 1990: 39).
Gençlerin boşanmaya tepkileri ise gençten gence değişmiş ve çok büyük
farklılıklar gözlenmiştir. Ergenlik çağındaki gencin boşanma olayını daha
objektif değerlendirebileceği boşanmadan daha az etkileneceği ileri
sürülmektedir. Bu çocuklarda da zaman zaman çeşitli davranış bozuklukları ortaya
çıkmaktadır.
Rabin-Swensason adlı araştırmacıya göre bazı gençler ayrılıktan derin bir
şekilde etkilenmişler ve ayrılıktan kendilerini sorumlu tutarak intihar
girişiminde bulunmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda büyük çocukların ve gençlerin
ev dışı diğer etkinlikleri ve arkadaşlarıyla daha çok beraberlikleri nedeniyle
kendilerini daha iyi savunacakları ve ana-baba ayrılığından daha az
etkilenecekleri belirtilmiştir (Ekşi, 1990: 40).
Çocuklarda, ana-baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok
çeşitlidir. Huysuzluk ,hırçınlık, tedirginlik ve saldırgan davranışlar en sık
gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri,
çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine ve boşanma sonrası dönemde ana
ve babayla ilişkilerin niteliğine göre değişir (Yörükoğlu, 1994: 271).
Birlikte yaşamasalar da ana-baba sevgisinden ve desteğinden yoksun kalmayan bir
çocuğun ruh sağlığının bozulması gerekmez. Ancak her boşanmada, mutlaka çocuklar
belli ölçüde örselenmektedir. Bunu en aza indirmek de mümkündür. Buda
ana-babanın yanlış tutumlarından kaçınılmalarıyla sağlanabilir. Başarısız olan
eşlerin ana-baba olarak da başarısız olmaları gerekmez. Kendi duygularına
yenilmeyen ana-babalar, boşanma atlatıldıktan sonra çocukların sarsılan
güvenlerini geri getirebilir ve yaraları sarabilirler. Boşanmanın çocuk
üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için ana-babalara, onların sosyal
çevresine boşanma hakimine, eğitimci ve öğretmenlere düşen çok önemli görevler
vardır. Burada amaç çocuğu korumak ve bunu gerçekten istemektir. Boşanma
hakiminin çocuğun baba veya anasına bırakılması veya bir yere yerleştirilmesi
kararını alırken, onun durumunu iyi bilerek bu kararın sonuçlarını kestirerek
bilinçli şekilde davranması gerekir.
Boşanma kız ve
erkek çocukları aynı derecede mi etkiler? Sorusuna araştırmalar bize erkek
çocukların boşanmadan daha çok etkilendiğini göstermiştir. Erkek çocuklar
kendilerini daha yalnız hissederler. Çevreden onlara gösterilen ilgi daha azdır.
Boşanan ailelerde çocuklar genellikle annenin yanında kaldığından kızlar bir
anne modelini sürekli görebilirler, ancak erkek çocuklar baba modelinden yoksun
kalırlar. Bu olumsuz etki, annenin geniş bir aileden geldiği durumlarda, bir
başka deyişle dede, amca veya dayının sürekli çevrede bulunduğu durumlarda
ortadan kalkar.
Boşanmanın uzun süreli etkilerine baktığımızda çocuğun boşanma sırasındaki
yaşının önemli bir etken olmadığını görüyoruz. Wallerstein ve Kelly (1980)
yaptıkları araştırmalarda 5 yaşından küçük çocukların boşanmadan hemen sonra
belirgin davranış bozuklukları gösterdiğini kanıtlamıştır. Bu davranış
bozuklukları zaman içerisinde düzelmiş ve anne babası boşanırken daha yüksek
yaşta olan çocukların davranışlarından farksız duruma gelmiştir.
Boşanmanın
uzun süreli etkileri nelerdir? Çocukların okuldaki başarıları, arkadaşlarıyla
ilişkileri ve genel olarak mutlulukları açısından gözden geçirildiğinde bu
konuda yapılan araştırmalar kesin ve açık seçik bulgular vermemektedir. Wallerstein ve Kelly'nin araştırmaları çocukların üçte birinin boşanmadan 5 yıl
sonra son derece mutlu, başarılı: diğer üçte birinin ise mutsuz, başarısız
olduğunu göstermektedir. Rosenthol ve Honsen(1980) boşanmış ve boşanmamış
ailelerden gelen çocukların okuldaki başarıları arasında anlamlı bir fark olup
olmadığını araştırmışlar; iki grup çocuğun okul başarıları arasında herhangi bir
fark bulamamışlardır.
Son Güncelleme: 28-Nisan-2006