Anasayfa
Okul Öncesi Eðitim
Temel Ýlkeleri
EÐÝTÝM KURUMLARI
Linkler
Arama
Geliþim Özellikleri
Çocuk ve Ebeveyn
BOÞANMIÞ AÝLE
Çocuk ve Kitap
Çocuk ve Din
Çocuk ve Müzik
Çocuk ve Resim
CÝNSEL GELÝÞÝM
OYUN VE OYUNCAK
ÇOCUÐUN ÝHTÝYAÇLARI
KARDEÞ ÝLÝÞKÝLERÝ
ÝLKÖÐRETÝME GEÇÝÞ
TEMEL ALIÞKANLIKLAR
MULTÝMEDYA VE ÇOCUK
DÜNYADA OKULÖNCESÝ
TÜRKÝYEDE OKULÖNCESÝ
OKULÖNCESÝ VE AÝLE

 

 

 

 

picture

 

 

 

 

 

 

admin@anasinifi.com

 

 

 

 

BOŞANMIŞ AİLE

BOŞANMANIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ


Boşanmaların büyük çoğunluğu genellikle evliliğin ilk Boşanma ile son bulan ailenin çocuğu, sosyalleştirici doğal bir çevreden yoksun kalmış olur. Boşanmanın çocuğu nicelik ve nitelik yönünden etkilemesi birçok etmene bağlıdır. Bunlar kişilik özellikleri, yaşı, cinsiyeti, boşanmaya neden olan ailesel sorunun niteliği ve onun bu sorunu algılama biçimi, onun boşanma öncesi içinde bulunduğu ve boşanma sonrası içinde bulunacağı ortam gibi birçok etmen vardır. Kuşkusuz boşanmadan bir zarar görmeden çıkan çocuklarda vardır. Boşanma bazen çocuk için rahatlatıcı bile olabilir. Özellikle aile içi huzursuzluk hat safhaya gelmişse ve çocuk boşanmadan sonra sakin bir ortama kavuşacaksa boşanma çocuk için en iyisi olacaktır. Boşanma bütün çocukları aynı şekilde olumsuz etkileyecek diye bir durum söz konusu olmamaktadır. Her boşanma kendine özgü, karmaşık ve çok yönlü bir olaydır (Akyüz, 1978: 3).                                          

           

Boşanmanın olduğu ilk yıl hem çocuk hem de boşanan çiftler için en karışık ve zor yıllardan biridir. Bazı psikologlar çocuğun boşanma anındaki yaşına bakarak, boşanmanın onu nasıl etkileyeceği konusunda bazı genellemeler yapmışlardır. Amerika'da boşanmış olan 48 ailede yapılan araştırmada boşanmanın ilk yılında çocukların daha huzursuz oldukları, zamanında yemek yemedikleri ve yatağa girmedikleri daha arsız ve söz dinlemez hale geldikleri görülmüştür (Cüceloğlu, 1996: 382).

            

Örneğin, süt çocuğunun boşanmadan fazla zarar görmediği savunulmaktadır. Buna neden olarak ta süt çocuğunun ana-baba arasındaki tartışmaları anlamaması ve taraf tutmaması ve genellikle çocuğun anaya bırakılması olarak gösterilmektedir. Bu çağda ve okul öncesi döneme kadar olan sürede bizzat ana, boşanmanın olumsuz etkisinde kalmış ise çocukta da olumsuz davranışlar gözlenmektedir. Bunlar korku, inatçılık, uyku bozuklukları, beslenme güçlükleri, yatak ıslatma, kekemeliktir.
              

Buna karşın çocuk boşanmadan en çok okul döneminde etkilenmektedir. Çocuk anne ve babası arasındaki anlaşmazlığı görmeye ve ikisi arasında taraf tutmaya başlamıştır. Boşanma çocuğun anne veya babasına, bazen her ikisine birden güvenini yitirmesine neden olabilir. Bu dönemde çocuktaki olumsuz davranışlar, okul başarısızlığı, yalan söyleme, çalma, cinsel sapıklık vs... Ayrıca çocuklar çeşitli sorunlarla karşılaştıkça yetersizlik duygusuna kapılabilmektedirler (Akyüz, 1978: 4).

               

7-8 yaşlarındaki okul çocuklarının bir kısmı depressif belirtiler göstermişlerdir. Zihni, devamlı babanın gidişiyle meşgul olan çocuk babasının dönmesini istemiş ve annenin yeniden evlenmesinden korkmuştur. Çocukların bazıları, babanın gidişini kendisinin terk edilmesi olarak algılamışlardır. Erkek çocuklar babalarının kaybı için annelerini suçlamışlardır (Ekşi, 1990: 39).
             

9-12 yaşlarındaki çocuklarda ayrı anne ve babadan birini problemler için sorumlu bulmuş ve taraf tutmuşlardır. Her iki ebeveyne veya ikisinden birine şiddetle kızmışlardır. Bu çocukların okul başarıları düşüş göstermiştir (Ekşi, 1990: 39). Gençlerin boşanmaya tepkileri ise gençten gence değişmiş ve çok büyük farklılıklar gözlenmiştir. Ergenlik çağındaki gencin boşanma olayını daha objektif değerlendirebileceği boşanmadan daha az etkileneceği ileri sürülmektedir. Bu çocuklarda da zaman zaman çeşitli davranış bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
            

Rabin-Swensason adlı araştırmacıya göre bazı gençler ayrılıktan derin bir şekilde etkilenmişler ve ayrılıktan kendilerini sorumlu tutarak intihar girişiminde bulunmuşlardır. Çeşitli araştırmalarda büyük çocukların ve gençlerin ev dışı diğer etkinlikleri ve arkadaşlarıyla daha çok beraberlikleri nedeniyle kendilerini daha iyi savunacakları ve ana-baba ayrılığından daha az etkilenecekleri belirtilmiştir (Ekşi, 1990: 40).
             

Çocuklarda, ana-baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok çeşitlidir. Huysuzluk ,hırçınlık, tedirginlik ve saldırgan davranışlar en sık gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri, çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine ve boşanma sonrası dönemde ana ve babayla ilişkilerin niteliğine göre değişir (Yörükoğlu, 1994: 271).
            

Birlikte yaşamasalar da ana-baba sevgisinden ve desteğinden yoksun kalmayan bir çocuğun ruh sağlığının bozulması gerekmez. Ancak her boşanmada, mutlaka çocuklar belli ölçüde örselenmektedir. Bunu en aza indirmek de mümkündür. Buda ana-babanın yanlış tutumlarından kaçınılmalarıyla sağlanabilir. Başarısız olan eşlerin ana-baba olarak da başarısız olmaları gerekmez. Kendi duygularına yenilmeyen ana-babalar, boşanma atlatıldıktan sonra çocukların sarsılan güvenlerini geri getirebilir ve yaraları sarabilirler. Boşanmanın çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için ana-babalara, onların sosyal çevresine boşanma hakimine, eğitimci ve öğretmenlere düşen çok önemli görevler vardır. Burada amaç çocuğu korumak ve bunu gerçekten istemektir. Boşanma hakiminin çocuğun baba veya anasına bırakılması veya bir yere yerleştirilmesi kararını alırken, onun durumunu iyi bilerek bu kararın sonuçlarını kestirerek bilinçli şekilde davranması gerekir.
          

Boşanma kız ve erkek çocukları aynı derecede mi etkiler? Sorusuna araştırmalar bize erkek çocukların boşanmadan daha çok etkilendiğini göstermiştir. Erkek çocuklar kendilerini daha yalnız hissederler. Çevreden onlara gösterilen ilgi daha azdır. Boşanan ailelerde çocuklar genellikle annenin yanında kaldığından kızlar bir anne modelini sürekli görebilirler, ancak erkek çocuklar baba modelinden yoksun kalırlar. Bu olumsuz etki, annenin geniş bir aileden geldiği durumlarda, bir başka deyişle dede, amca veya dayının sürekli çevrede bulunduğu durumlarda ortadan kalkar.
 

Boşanmanın uzun süreli etkilerine baktığımızda çocuğun boşanma sırasındaki yaşının önemli bir etken olmadığını görüyoruz. Wallerstein ve Kelly (1980) yaptıkları araştırmalarda 5 yaşından küçük çocukların boşanmadan hemen sonra belirgin davranış bozuklukları gösterdiğini kanıtlamıştır. Bu davranış bozuklukları zaman içerisinde düzelmiş ve anne babası boşanırken daha yüksek yaşta olan çocukların davranışlarından farksız duruma gelmiştir.
           

Boşanmanın uzun süreli etkileri nelerdir? Çocukların okuldaki başarıları, arkadaşlarıyla ilişkileri ve genel olarak mutlulukları açısından gözden geçirildiğinde bu konuda yapılan araştırmalar kesin ve açık seçik bulgular vermemektedir. Wallerstein ve Kelly'nin araştırmaları çocukların üçte birinin boşanmadan 5 yıl sonra son derece mutlu, başarılı: diğer üçte birinin ise mutsuz, başarısız olduğunu göstermektedir. Rosenthol ve Honsen(1980) boşanmış ve boşanmamış ailelerden gelen çocukların okuldaki başarıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını araştırmışlar; iki grup çocuğun okul başarıları arasında herhangi bir fark bulamamışlardır.
             

Son Güncelleme: 28-Nisan-2006