![]() |
|
|
BOŞANMIŞ AİLE
BOŞANMIŞ AİLEDE ÇOCUK
Boşanma eşler için mutsuz
bir evlilikten çıkış olsa da ailenin yıkımı demektir. Ayrılmanın mutlak gerekli
olduğu durumlarda bile boşanmayla sorunlar bitmez. Boşanma eşleri ekonomik
yönden sarsar, ruhsal yönden örseler,toplumdaki durumlarını etkiler. Bu nedenle,
boşanma evlilik öncesi özgürlüğe tam bir dönüş veya kurtuluş sayılamaz. Boşanmadan en çok zararlı çıkan, her yerde genellikle kadındır. Boşanan anne
ciddi geçim sorunlarıyla karşılaşır. Çalışmak zorunluluğuyla, çocukların bakım
sorumluluğu arasında boğuşur durur. Boşanmış eşler üzerinde yapılan
bir araştırmada boşanmış erkeklerin, evli erkeklere göre beş kat yüksek oranda,
boşanmış kadınların da evli kadınlara göre üç kat yüksek oranda ruhsal bozukluk
saptanmıştır. Bu bulgular iki biçimde yorumlanabilir: ya mutsuz evlilikler
eşlerde ruhsal uyumsuzluklara sebep olmakta ya da ruhsal uyumu bozuk olanların
evlilikleri kısa sürüyor. Bu iki yorumunda gerçeklik payı olabilir (Yörükoğlu,
1997: 108) Çoğu evlilik gürültülü ve çekişmeli bir dönemden sonra, acı veren bir kopuşla
biter. Her boşanmanın sonu rahatlama ve kurtuluş değildir. Eşler eziklik ve
tedirginlik içindedir. Her iki eşte kendini boşanmadan dolayı belli ölçüde
sorumlu tutar ve suçluluk duyar. Bazı eşler ise karşısındakini suçlar. Kendi
suçunu önemsiz görüp, eşininkini abartabilir. Bazı eşler ise "evliliği
yürütebilir miydik" diye düşünebilirler. Boşanma kesinleştikten sonra çocuklar nedeniyle soğukta olsa ilişkinin
sürdürülmesi zorunludur. Bu dönemde kırgınlık ve kızgınlık duyguları çocuklar
aracılığıyla bir eşten diğerine taşınır durur. Nafaka sorunları çocukların anne
ve baba arasında gidip gelmelerinden dolayı ilişki soğuta olsa devam eder. Bu
durumdan en çok çocuklar zarar görmektedir.Boşanma her iki eş içinde çetin bir
dönemin başlangıcıdır. Eşler bir süre kendilerini boşluktaymış gibi
hissedebilirler. Özellikle baba evine sığınmak zorunda kalan kadının durumu daha
da güçtür. Kadın kendini sığıntı durumunda görür ve iş bulma zorunluluğu duyar.
Hele çocuklarının sorumluluğunu da yüklenen bir anne için gelecek ürkütücüdür.
Boşanma her iki eş içinde çetin bir dönemin başlangıcıdır. Eşler bir süre
kendilerini boşluktaymış gibi hissedebilirler. Özellikle baba evine sığınmak
zorunda kalan kadının durumu daha da güçtür. Kadın kendini sığıntı durumunda
görür ve iş bulma zorunluluğu duyar. Hele çocuklarının sorumluluğunu da yüklenen
bir anne için gelecek ürkütücüdür. Böyle bir anneden karamsarlık kendine ve
eşine kızgınlık, iş sıkıntısı bedensel yakınmalar kime dayanacağını bilememe
gibi duygular olağandır. Çocuklar bakım ve ilgi bekledikçe, buna çocukların
sızlanmaları tutturmaları ve ayağa dolanmaları eklenince annenin bunalımı
dayanılmaz olur (Yörükoğlu, 1994: 266) Boşanma öncesinde ve boşanma sırasında en büyük kavga çocukların çevresinde döner. Ana-baba çocuğu yan tutmaya veya arabuluculuk yapmaya zorlarlar. Oysa çocuk için en zor şey ana-baba arasında seçim yapmaktır.
Boşanmadan sonrada anne ve baba çocukları aracılığıyla çekişmelerini sürdürürler. Analar kimi zaman çocukları, babaya göstermeyerek öç almaya çalışabilirler. Bu yolla, asıl çocuğun cezalandığını görmezler. Anne, babanın sorumsuzluğunu, ileri sürerek kendi bencil davranışını haklı göstermeye çalışır. Bazen baba da boşanma sırasında çocuklarından uzaklaşıp ilgisiz kalabilir. Karısıyla birlikte, çocuklarını da gözden çıkarmış gibi davranan, aylarca çocuğunu arayıp sormayan, bağlarını tümden koparanlarda yok değildir. Olgun davranan eşler ise, çocuklarıyla ilişkilerini kesmez ya da bozacak girişimlerde bulunmazlar. Bazı anne-babalar ise özellikle kızgınlık ve kırgınlığın yatışmadığı dönemde çocuğu sevme yarışında olurlar. Ayrı eşler, çok ilgili davranarak daha iyi anne-baba olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Özellikle çocuğundan ayrı düşmüş eş de, çocuğu armağanlara boğmak, aşırı sevgi gösterileriyle şımartmak eğilimi vardır. Diğer eş ise bu duruma öfke duyar ve kendi geçim sıkıntısındaysa babanın para harcamasına içerler.
Çocuğun bazı doğal isteklerini karşılayamamak annenin ağrına gider ve kocaya
duyulan kızgınlık daha da artar ve böylece babaya duyulan kızgınlık çocuklara
yansıyabilir. Ağır yükü taşıyan anne, çocuğun babaya düşkünlüğü sonucu incinir
ve babayla yarışa girer. Çocuğa çok hoş görülü davranır, nazını çeker,
huysuzluklarına katlanır. Annenin ve yakın çevrenin acıma duyguları, giderek
çocuğun eğitimini yolundan saptırır. Annenin bunalımlardan gelen tutarsız
davranışları, çocuğu tedirginliğe iter. Anne, arada sert tepkilerle çocuğu
itebilir. Bazı anneler ise içine düştüğü yenik durumdan, çocuğu sorumlu
tutabilir. Bu tutumlar, çocukta hem annesi hem de babası tarafından sevilmediği
ve baştan atılmak istendiği duygusunu yerleştirir.
|
||